Anayasa Mahkemesi, öğrenim kredisi borçlarının geri ödenmesine ilişkin önemli bir karara imza attı. Mahkeme, 351 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurt Hizmetleri Kanunu’nun 17. maddesinde yer alan ve öğrenim kredisi borcunun birden fazla taksitinin ödenmemesi halinde borcun tamamının ivedilik kazanmasını öngören düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.
Karara konu düzenleme, öğrenim kredisi taksitlerini zamanında ödemeyen borçlular bakımından oldukça ağır sonuçlar doğuruyordu. Buna göre borçlu, ilk gecikmede borcun belirli bir kısmının; gecikmenin tekrarı halinde ise borcun tamamının muaccel hale gelmesi riskiyle karşı karşıya kalıyordu. Anayasa Mahkemesi, bu sonucun ölçülülük ilkesi bakımından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
351 sayılı Kanun’un 17. maddesinde daha önce, borç taksitlerini zamanında ödemeyenlerin borçlarının ilk defada bir seneliğinin, tekrarında ise tamamının ivedilik kazanacağı yönünde düzenleme bulunmaktaydı.
Anayasa Mahkemesi, özellikle “…tekrarında ise tamamı…” ibaresini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Bu ibare, öğrenim kredisi borcunda birden fazla taksitin süresinde ödenmemesi halinde tüm borcun peşin olarak talep edilebilmesine imkân tanıyordu.
İtiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi önüne gelen başvuruda, iki taksitin geciktirilmesi durumunda borcun tamamının muaccel hale gelmesinin ölçüsüz olduğu ileri sürüldü.
Başvuruda ayrıca öğrenim kredisinin, yükseköğrenim sürecinde öğrencilerin eğitim hakkından yararlanabilmesi amacıyla verilen sosyal nitelikli bir destek olduğu vurgulandı. Bu nedenle birkaç taksitin ödenmemesi sebebiyle borcun tamamının bir anda istenmesinin, borçluları ekonomik açıdan güç durumda bırakabileceği ifade edildi.
Mahkemeye göre öğrenim kredisi, doğrudan eğitim hakkıyla bağlantılı bir kamu desteğidir. Bu nedenle kredi borçlarının tahsilinde kamu alacağının korunması kadar, borçlunun içinde bulunduğu ekonomik durum ve sosyal devlet ilkesi de gözetilmelidir.
Anayasa Mahkemesi, devletin kamu alacaklarını zamanında tahsil etmesinde meşru bir amacı bulunduğunu kabul etti. Ancak Mahkeme’ye göre bu amaca ulaşmak için seçilen aracın ölçülü olması gerekir.
Kararda, borcun gecikme zammı ile birlikte tahsil edilebilmesinin zaten alacaklının zararını gidermeye yönelik bir araç olduğu ifade edildi. Buna rağmen, birden fazla taksitin ödenmemesi halinde borcun tamamının muaccel hale gelmesi, borçlu üzerinde ağır bir mali yük oluşturabilmektedir.
Mahkeme, öğrenim kredisi borçlarında asıl amacın borcun tahsil edilmesi olduğunu; ancak bu tahsil sürecinin borçluyu makul olmayan bir ödeme baskısı altına sokacak şekilde düzenlenemeyeceğini değerlendirdi.
Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi, öğrenim kredisi borcunun tamamının bir anda muaccel hale gelmesini öngören düzenlemenin, ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli ve ölçülü olmadığı sonucuna vardı.
Anayasa Mahkemesi, 08.09.2022 tarihli ve E.2022/67 sayılı dosyada verdiği kararla, 351 sayılı Kanun’un 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…tekrarında ise tamamı…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi.
Bu karar ile birlikte, öğrenim kredisi borcunun birden fazla taksitinin ödenmemesi halinde borcun tamamının doğrudan muaccel hale gelmesine yönelik uygulamanın anayasal dayanağı ortadan kalkmış oldu.
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra 351 sayılı Kanun’un 17. maddesinde değişiklik yapılmıştır. Yapılan değişiklikle, süresinde ödenmeyen taksitlere 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında gecikme zammı uygulanacağı; taksitlerin son taksitin vade tarihine kadar ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde ise ödenmeyen taksit tutarlarının ilgili vergi dairesine bildirileceği düzenlenmiştir.
Bu değişiklikle birlikte öğrenim kredisi borçlarının tahsilinde, borcun tamamının erken muaccel hale gelmesi yerine, süresinde ödenmeyen taksitlerin takibine dayalı daha sınırlı bir sistem benimsenmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin kararı, öğrenim kredisi kullanan öğrenciler ve mezunlar bakımından önemli sonuçlar doğurmaktadır. Karar, kamu alacaklarının tahsilinde devletin yetkisi bulunduğunu kabul etmekle birlikte, bu yetkinin sınırsız olmadığını ortaya koymaktadır.
Özellikle ekonomik zorluk yaşayan kredi borçluları açısından, birkaç taksitin gecikmesi sebebiyle borcun tamamının bir anda talep edilmesi ağır sonuçlar doğurabilmekteydi. Anayasa Mahkemesi, bu tür bir uygulamanın ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığını değerlendirerek borçlular lehine önemli bir anayasal denge kurmuştur.
Anayasa Mahkemesi’nin öğrenim kredisi borçlarına ilişkin iptal kararı, sosyal devlet ilkesi, eğitim hakkı ve mülkiyet hakkı bakımından dikkat çekici bir karardır. Karar, öğrenim kredisi borçlarının tahsilinde kamu yararı ile bireyin ekonomik gücü arasında makul bir denge kurulması gerektiğini göstermektedir.
Bu kapsamda, öğrenim kredisi borçlarının tahsilinde borçlunun ödeme gücünü aşan ve borcun tamamını bir anda talep etmeye yol açan düzenlemelerin ölçülülük denetimine tabi olduğu açıkça ortaya konulmuştur.
Anayasa Mahkemesi, E.2022/67 sayılı dosyaya ilişkin 08.09.2022 tarihli karar duyurusu, “Yükseköğrenim Kredilerinin Birden Fazla Taksiti Ödenmediğinde Borcun Tamamının Muaccel Olmasını Öngören Kuralın İptali”.
351 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurt Hizmetleri Kanunu.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun.
Türkiye Cumhuriyeti Resmî Gazete’de yayımlanan ilgili kanun değişiklikleri ve Anayasa Mahkemesi kararları.
Bu Haberi Paylaş: