İş sözleşmesinin işveren tarafından sona erdirilmesi, işçi açısından yalnızca çalışma ilişkisinin bitmesi anlamına gelmez. İşten çıkarılan işçi; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ücret alacağı, hafta tatili ve genel tatil ücreti gibi birçok alacak hakkına sahip olabilir.
Ancak her işten çıkarılma durumunda aynı hakların doğduğu söylenemez. İşçinin hangi tazminatlara hak kazanacağı; çalışma süresine, iş sözleşmesinin türüne, fesih sebebine, işverenin fesih usulüne uyup uymadığına ve işçinin iş güvencesi kapsamında olup olmadığına göre değişir.
Bu nedenle işten çıkarılan işçinin, hak kaybı yaşamamak için fesih bildiriminin içeriğini, SGK çıkış kodunu, çalışma süresini ve kendisine yapılan ödemeleri dikkatle incelemesi gerekir.
İşten çıkarılan işçi, somut olayın şartlarına göre şu hakları talep edebilir:
Bu hakların tamamı her olayda otomatik olarak doğmaz. İşçinin hangi hakları talep edebileceği, fesih sebebi ve çalışma koşullarına göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Kıdem tazminatı, belirli şartları sağlayan işçiye, işyerinde çalıştığı süre karşılığında ödenen bir tazminattır. Kıdem tazminatının temel amacı, uzun süre aynı işverene bağlı çalışan işçinin iş ilişkisinin sona ermesi halinde ekonomik olarak korunmasıdır.
Kıdem tazminatı, halen 1475 sayılı mülga İş Kanunu’nun yürürlükte bulunan 14. maddesi kapsamında düzenlenmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu yürürlüğe girmiş olsa da, kıdem tazminatına ilişkin özel düzenleme yapılıncaya kadar 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi uygulanmaya devam etmektedir.
İşçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için genel olarak şu şartların bulunması gerekir:
Bu şartlardan biri eksikse, işçi kıdem tazminatı talep edemeyebilir. Özellikle 1 yıllık çalışma süresi kıdem tazminatı bakımından önemlidir. İşçi aynı işverene bağlı farklı işyerlerinde çalışmışsa, bu süreler kıdem hesabında birlikte dikkate alınır.
İşverenin işçiyi işten çıkarması halinde, kural olarak işçi kıdem tazminatına hak kazanır. Ancak bunun önemli bir istisnası vardır.
İşveren, iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık sebeplerine dayanarak haklı nedenle feshederse, işçi kıdem tazminatına hak kazanamayabilir.
Örneğin işçinin işverene karşı doğruluk ve bağlılığa aykırı davranışlarda bulunması, işyerinde hırsızlık yapması, işverenin güvenini kötüye kullanması, işyerinde kavga çıkarması veya benzeri ağır ihlaller halinde işveren haklı nedenle fesih yoluna gidebilir.
Ancak işverenin fesih sebebini yalnızca sözlü olarak ileri sürmesi yeterli değildir. Fesih sebebinin gerçek, ispatlanabilir ve hukuken geçerli olması gerekir. İşverenin haksız şekilde 25/II kodu ile çıkış yapması halinde işçi kıdem tazminatı ve diğer haklarını talep edebilir.
Kural olarak kendi isteğiyle istifa eden işçi kıdem tazminatına hak kazanamaz. Ancak bazı istifa durumları kıdem tazminatı hakkı doğurabilir.
İşçi şu hallerde kendi isteğiyle işten ayrılsa bile kıdem tazminatı talep edebilir:
Bu nedenle her istifa dilekçesi aynı sonucu doğurmaz. İşçinin istifa ederken hangi gerekçeyi yazdığı ve fesih iradesini nasıl açıkladığı çok önemlidir.
İşçi, işverenin hukuka aykırı davranışları nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshederse kıdem tazminatına hak kazanabilir.
İşçiye haklı fesih imkânı veren durumlara örnek olarak şunlar gösterilebilir:
Bu gibi durumlarda işçi, istifa etmiş gibi görünse dahi hukuken haklı nedenle fesih yapmış sayılabilir. Ancak haklı fesih iddiasının ispatı önemlidir. Bu nedenle işçi, fesih öncesinde delillerini toplamalı ve fesih bildirimini dikkatli hazırlamalıdır.
Kıdem tazminatı, işçinin çalıştığı her tam yıl için 30 günlük giydirilmiş brüt ücret üzerinden hesaplanır. Bir yıldan artan süreler de oranlanarak hesaba dahil edilir.
Giydirilmiş brüt ücret, işçinin yalnızca çıplak maaşından ibaret değildir. Süreklilik arz eden bazı yan haklar da kıdem tazminatı hesabına dahil edilebilir.
Kıdem tazminatı hesabında dikkate alınabilecek ödemelere örnek olarak şunlar gösterilebilir:
Buna karşılık arızi nitelikteki ödemeler, tek seferlik yardımlar ve süreklilik göstermeyen ödemeler her zaman kıdem tazminatı hesabına dahil edilmeyebilir.
Kıdem tazminatı hesabında tavan uygulaması vardır. İşçinin ücreti yüksek olsa bile, her bir yıl için ödenecek kıdem tazminatı, fesih tarihinde geçerli kıdem tazminatı tavanını aşamaz.
Bu nedenle yüksek ücretli çalışanlar bakımından kıdem tazminatı, gerçek brüt ücret üzerinden değil, kıdem tazminatı tavanı üzerinden hesaplanabilir.
Kıdem tazminatı tavanı dönemsel olarak değiştiği için, hesaplama yapılırken iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte geçerli olan tavan dikkate alınmalıdır.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesinin feshedilmesinde bildirim süresine uyulmaması halinde gündeme gelen bir tazminattır.
İşveren, işçiyi işten çıkarırken kanunda öngörülen ihbar süresine uymalı veya bu sürenin ücretini peşin ödemelidir. Aynı şekilde işçi de haklı sebep olmadan işten ayrılacaksa ihbar süresine uymakla yükümlüdür.
İhbar tazminatı, yalnızca işverenin işçiye ödeyeceği bir tazminat değildir. Şartları oluşursa işçi de işverene ihbar tazminatı ödemek zorunda kalabilir.
4857 sayılı İş Kanunu’na göre ihbar süreleri işçinin kıdemine göre belirlenir.
İhbar süreleri şöyledir:
Bu süreler asgari sürelerdir. İş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi ile artırılabilir. Ancak işçi aleyhine olacak şekilde azaltılamaz.
İhbar tazminatı her fesihte doğmaz. Özellikle şu durumlarda ihbar tazminatı gündeme gelmeyebilir:
Bu nedenle ihbar tazminatı talep edebilmek için fesih türünün doğru belirlenmesi gerekir.
Kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı uygulamada sıkça karıştırılır. Ancak bu iki tazminatın hukuki niteliği farklıdır.
Kıdem tazminatı, işçinin işyerindeki çalışma süresine bağlı olarak doğar. En az 1 yıl çalışma şartı aranır ve iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazandıran bir nedenle sona ermesi gerekir.
İhbar tazminatı ise bildirim süresine uyulmamasından kaynaklanır. İşçinin 1 yıldan az çalışmış olması, ihbar tazminatı talep etmesine engel değildir. Örneğin 5 ay çalışan bir işçi, ihbar süresine uyulmadan çıkarılmışsa 2 haftalık ihbar tazminatı talep edebilir.
İşten çıkarılan işçinin en önemli haklarından biri de kullanılmayan yıllık izin ücretidir.
İş sözleşmesi sona erdiğinde, işçinin kullanmadığı yıllık izin süreleri varsa, bu sürelerin ücreti son ücret üzerinden kendisine ödenmelidir. İşçi işten kendi isteğiyle ayrılsa bile kullanılmayan yıllık izin ücretini talep edebilir.
Yıllık izin hakkı, işçinin çalışırken dinlenme hakkıdır. İş ilişkisi sona erdiğinde ise kullanılmayan izinler ücret alacağına dönüşür.
İşçi haftalık 45 saati aşan çalışmalar yapmışsa, fazla mesai ücreti talep edebilir. Fazla çalışma ücreti, normal saat ücretinin yüzde elli fazlası üzerinden hesaplanır.
Fazla mesai alacağı bakımından işçinin çalışma saatleri, bordrolar, puantaj kayıtları, vardiya çizelgeleri, işyeri giriş-çıkış kayıtları, kamera kayıtları ve tanık beyanları önem taşır.
İşveren, işçinin fazla mesai yaptığını inkâr edebilir. Bu nedenle fazla mesai iddiasında ispat araçlarının doğru şekilde değerlendirilmesi gerekir.
İşçi, hafta tatilinde veya ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştırılmışsa, bu çalışmaların karşılığı ayrıca ödenmelidir.
Hafta tatili, işçinin dinlenme hakkıdır. İşçi hafta tatili gününde çalışmışsa, buna ilişkin ücretini talep edebilir.
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmalar da ayrıca ücretlendirilmelidir. İşçinin bu günlerde çalıştığı halde ücreti ödenmemişse, iş sözleşmesi sona erdikten sonra da bu alacaklar talep edilebilir.
İşten çıkarılan işçi, ödenmeyen maaşlarını ve diğer ücret alacaklarını talep edebilir. Ücret alacakları yalnızca aylık maaştan ibaret değildir.
İşçi şu alacakları da talep edebilir:
Bu alacakların talep edilebilmesi için ödeme bordroları, banka kayıtları, iş sözleşmesi, şirket iç yazışmaları ve tanık beyanları önem taşıyabilir.
İşten çıkarılan işçi, belirli şartlar varsa işe iade talep edebilir. İşe iade davası, işverenin yaptığı feshin geçersiz olduğunun tespiti ve işçinin işe başlatılması amacıyla açılır.
İşe iade hakkı, her işçi için geçerli değildir. İşçinin iş güvencesi kapsamında olması gerekir.
İşçinin işe iade talep edebilmesi için genel olarak şu şartlar aranır:
Bu şartlar varsa, işçi işe iade sürecini başlatabilir.
İşçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmalıdır.
Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde iş mahkemesinde işe iade davası açılmalıdır.
Bu süreler hak düşürücü niteliktedir. Bu nedenle işten çıkarılan işçi, işe iade talebi düşünüyorsa hızlı hareket etmelidir.
İşe iade davası sonucunda feshin geçersizliğine karar verilirse, işçi kararın kesinleşmesinden itibaren 10 iş günü içinde işverene başvurmalıdır.
İşveren işçiyi işe başlatırsa, işçi çalışmaya devam eder. İşveren işçiyi işe başlatmazsa, işçiye işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ödemek zorunda kalabilir.
Boşta geçen süre ücreti en çok 4 aya kadar ücret ve diğer hakları kapsar. İşe başlatmama tazminatı ise mahkemenin takdirine göre işçinin kıdemi ve fesih sebebi dikkate alınarak belirlenir.
İşten çıkarılan işçi, SGK çıkış kodunu mutlaka kontrol etmelidir. Çünkü SGK çıkış kodu, işçinin kıdem tazminatı, işsizlik maaşı ve işverenle yaşanabilecek uyuşmazlıklar bakımından önem taşıyabilir.
Özellikle işverenin işçiyi ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık gerekçesiyle çıkardığını gösteren kodlar, işçi açısından ciddi sonuçlar doğurabilir.
Ancak SGK çıkış kodu tek başına kesin delil değildir. İşverenin ileri sürdüğü fesih sebebini ispatlaması gerekir. İşçi, haksız ve gerçeğe aykırı çıkış koduna karşı hukuki yollara başvurabilir.
İşten çıkarılan işçi, şartları taşıması halinde işsizlik ödeneği alabilir. İşsizlik maaşı için genel olarak işçinin kendi kusuru ve isteği dışında işsiz kalması, belirli prim günlerini tamamlaması ve yasal süresi içinde başvuru yapması gerekir.
İşsizlik maaşı konusu, SGK çıkış kodu ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle işçi, çıkış kodunu ve işverenin fesih gerekçesini kontrol etmelidir.
İşveren, işten çıkış sırasında işçiye ibraname imzalatmak isteyebilir. İbraname, işçinin işverenden alacağı kalmadığını kabul ettiği belge niteliğinde olabilir.
Ancak her ibraname geçerli değildir. Türk Borçlar Kanunu’na göre işçi alacaklarına ilişkin ibra sözleşmesinin geçerli olabilmesi için belirli şartların bulunması gerekir.
İşçi, özellikle şu hususlara dikkat etmelidir:
İşçi, anlamadığı veya hak kaybına yol açabilecek belgeleri imzalamadan önce hukuki destek almalıdır.
İşçilik alacakları ve işe iade talepleri bakımından dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur.
Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, ücret alacağı, hafta tatili ve genel tatil ücreti gibi talepler için doğrudan dava açılması halinde dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilebilir.
Bu nedenle işçi, mahkemeye gitmeden önce arabuluculuk sürecini başlatmalıdır. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, son tutanakla birlikte iş mahkemesinde dava açılabilir.
İşçilik alacakları bakımından zamanaşımı süreleri alacağın türüne göre değişebilir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve genel tatil ücreti bakımından genel olarak 5 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaktadır.
Zamanaşımı süresi, çoğu alacak bakımından iş sözleşmesinin sona erdiği veya alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Bu nedenle işten çıkarılan işçinin haklarını uzun süre bekletmeden talep etmesi önemlidir.
İşten çıkarılan işçi hak kaybı yaşamamak için şu adımları takip etmelidir:
İşveren bazen işçiyi tazminatsız çıkarmak için haklı fesih iddiasında bulunabilir. Ancak işverenin haklı fesih sebebini ispatlaması gerekir.
İşçi, haklı fesih iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu düşünüyorsa şu yolları değerlendirebilir:
İşverenin haklı fesih iddiası mahkeme tarafından yerinde görülmezse, işçi kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını talep edebilir.
İşten çıkarılan işçinin hakları, yalnızca kıdem ve ihbar tazminatından ibaret değildir. İşçi, fesih sebebine ve çalışma koşullarına göre yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti, ücret alacağı, prim ve diğer sosyal haklarını da talep edebilir.
Ayrıca işçi, iş güvencesi kapsamında ise işe iade yoluna başvurabilir. Ancak işe iade için fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurulması gerektiği unutulmamalıdır.
İşten çıkarılma sürecinde en önemli konular; fesih sebebi, SGK çıkış kodu, çalışma süresi, ücretin gerçek miktarı, imzalanan belgeler ve yasal sürelerdir.
Bu nedenle işten çıkarılan işçinin, hak kaybı yaşamamak için süreci dikkatle takip etmesi ve gerektiğinde hukuki destek alması büyük önem taşır.
Bu Yazıyı Paylaş: